GİRİŞ-"SON NEFES"
- ozgemcakirci
- 2 Eki 2025
- 3 dakikada okunur
Gerçek kişi kurum ve kuruluşlarla alakası yoktur.
Yayınladığım tarih:
05.09.25
Peki ya senin başladığın tarih?
-----
🌕🌕🌕🌕🌕
KUYTU
"SON NEFES"
O gece sabah olursa bundan sonra her şey olur dedim. O gece sabah oldu, ben bir daha eskisi gibi olamadım. O gecenin güneşi doğdu ama ben o güneşi göremedim, o gecenin zamanı aktı ama ben aynı saatte kaldım, o gecenin üstünden beş yıl geçti ama ben o andan öteye gidemedim. Tıpkı şu andan öteye gidemediğim gibi. Tarih benim açımdan tekrar tekerrür ediyordu... tarih tekerrür ediyordu ve ben sevdiklerimi kaybetmeye devam ediyordum. Tarih tekerrür ediyordu ve acımın üstüne acı ekleniyordu. Tarih tekerrür ediyordu ve yine ben sevdiğim birinin kaybına şahit oluyordum.
Abimin çiçek açmam için özgürlüğümü sağladığı bu yolda onun kanlara bulanmış haliyle karşılaşmak değildi beklediğim. Mutlu bir şekilde, yılların hasretine rağmen heyecanla kavuşmaktı umudum. Onu da çekip kurtarmaktı, başaramamıştım.
Yorgunluktan kendimi evime zor attığım bir günün gecesiydi, sabah kalktığımda içimde bir huzursuzluk vardı ya...neyse demiştim İlay, sen ne zaman iyi hissederek kalktın ki? Huzursuzluk öyle bir esir almıştı ki bedenimi farklı olduğunu anlayamamıştım. Gökyüzü bile bana anla İlay demek ister gibi kapalı ve rüzgarlıydı ama ben hiçbir gün gökyüzüne bakıp durum değerlendirmesi yapacak kadar sevmemiştim bu hayatı. Bütün günüm öyle aksi geçmişti ki ufak bir an, sadece ufak bir an abimin aklıma gelmesiyle neşelenmişti beş dakikam. Çiçek açmam için gerekli olan tek şey aslında kendisiydi. Bilemedi.
Günün sonunda kapım çaldı, yorgunluktan yalpalaya yalpalaya gitmiştim kapıyı açmaya. Kapı deliğinden baktığımda gördüğüm yüz bile çarptıramadı kalbimi heyecanla. Yüzünün rengi solmuş, gözlerinin feri gitmiş, yorgunlukla bakan abim, korkuma korku yüklemişti hemen. Geldiğine heyecanlanamadan bütün yüklerini almıştım omzuma, bazen kardeş olmak buydu. Belki de şimdiye kadar taşıdığı yüklerimi geri verdi ama çok ağırdı, gerçekten çok ağırdı ben hepsini nasıl taşıyabilirim abi? Ben senin küçük kardeşinim yardım etmek için kalamaz mısın?
Kapıyı açtığım gibi göz göze geldik, nasıl baktığımı bilmiyordum ama içimde dehşet büyük bir kasırga vardı. "İlay." Dedi acıyla, son harfi duyamamıştım bile, öylesine kısılmıştı sesi. Kendi kendine mırıldanıyor gibi.
Dizlerinin bağı çözülmüştü aniden, kendini ayakta tutamadan yere düşerken öne atıldım hızla. Bedeninin gelişmesi gerekirdi, o daha çok zayıflamıştı. Kahve saçları seyrekleşmiş, kemikli yüzünde ki elmacık kemikleri zayıflıktan ortaya çıkmıştı, bedeni o kadar zayıflamıştı ki dokunduğum yerde kemiklerini hissediyordum.
Bedenimdeki panik kaynaklı uyuşmayla yere oturup gücümün izin verdiği kadarıyla abimi kucağıma çektim, gözleri gidip gidip geliyordu. Ne oluyordu? Ne yaşamıştı, onu bu hale ne getirmişti? "Abi, ne oldu sana?" sesimin titrememesi için özen göstersem de sona doğru kısılmasına engel olamadım. Gözlerini açtı zorlukla, göz bebeklerini kaplayan acıyı gördüm o an, benimde kalbimi avuçlarına almış sıkıyorlardı sanki, nefes almakta zorlanıyordum.
Ona bakmaya devam ederken arka cebimden telefonu çıkarmaya çalıştım, ambulansı aramam gerekiyordu ama titreyen parmaklarım buna izin vermiyordu. Bir yandan telefona bakarken bir yandan abimi kontrol ediyordum. Gözlerini aralıyor, dudaklarını aralıyor ama konuşmuyordu. Derin nefesler almaya çalışıp acılı inlemelerleboğazına takılıyordu. Ambulansı tuşlarken ağzından kan geldiğini gördüm, çenesinden tutup kendime çevirdim başını hafifçe, "A..abi." ağzından kan geliyor, ağzından kan geliyor! Kısık çıkan sesim abimin gözlerinin kapanmasıyla çığlıklara dönüştü, başı yana düşmüştü. Kalbimin gümbürtüsü müydü bedenimi titreten?
"Abi aç gözlerini abi!" göz kapaklarını kaldırmaya çalıştım "Abi bana bunu tekrar yaşatma lütfen." Hemen ambulansı arayıp hoparlöre aldım, durumu zorlukla anlatıp adresi verdikten sonra abimin başını ellerimin arasına aldım "Abi, korkuyorum lütfen. O gün yanımdaydın, seni bırakmayacağım demiştin!" göz kapaklarını kaldırmaya çalıştım, uyanmalıydı. Gidemezdi, beni bırakıp gidemezdi. "Abi gidemezsin, bana söz verdin!" açmıyordu, kulağımı burnuna yaklaştırıp nefes alıyor mu diye kontrol ettim "Alıyorsun, tamam nefes alıyorsun. Al lütfen devam et." Kendimi geri çektim, rahatlamalıyım, böyle hiç yardımcı olamam. Sonuçta abim hep sözünde durur, hep durdu.
Hayır bir kere durmadı.
Durdu hayır, durdu.
Durmadı ve bu hayatına mal oldu.
Göz yaşlarım ardı arkası kesilmeden akarken başımı delirmiş gibi iki yana sallıyordum. "Bir şey olmayacak, hiçbir şey olmayacak. Söz verdi, hep tutar." Kendimi kaybetmiş gibi mırıldanmaya devam ederken üstümdeki tişörtü çıkardım, ağzında ki kanı silecektim, burnundan da kan geldiğini görünce panikle eğildim burnuna, nefes almasını bekliyordum, nefes almalısın "Numara yapma abi, numara yapma yaşıyorsun. Nefes al lütfen nefes al." Almıyordu, nefes almıyordu. Abim nefes almıyordu! Başını kendime çekip göğsüme bastırdım "Nefes al abi, oyun oynama bana nefes al. Lütfen."
Küçükken başımızı havuza sokup nefes tutma yarışı yapardık, abim hiç kazanmazdı. Onu deli eden bir hırsım vardı, ne olursa olsun çıkmayacağımı düşündüğü için erken çıkar beni de sen kazandın diyerek su yüzeyine çıkarırdı. "Abi." Dedim acıyla göz yaşları içinde. Alnımı alnına yasladım "Burada havuz yok, yarış yapmıyoruz. Yarış yapmıyoruz lütfen." Almıyordu nefes, almıyordu işte.
Gülümsedim burukça "Öc alıyorsun, hepsinin intikamını alıyorsun değil mi?" intikam alıyordu benden, yarışa devam ediyordu ama çok yersiz olmuştu. Çok yersizdi bu.
Ambulans siren sesleri sokakta yankılanınca başımı hızla kaldırıp bağırdım "Nefes almıyor! Nefes almıyor nerede kaldınız?" Koşar adım ambulanstan inen sağlık çalışanları, bahçe kapısını açtıkları gibi yanımdaydılar, benim ise acılı yakarışlarım devam ediyordu. "Nefes alsın, nefes alsın lütfen."
🌕🌕🌕🌕🌕
Sonraki dahaki bölümde görüşmek üzere
🎀
Yazarım niye satır aralarına yorum yapamıyoruz? Keşke yapa bilsek daha iyi olur
Başlayalım bakalımm🤭 2025.10.07